;
Sayfa Yükleniyor Lütfen Bekleyiniz.

:: Film Arşiv Sitesi ::

!!!Artık Her Türlü Film Paylaşımlarımı Buraya Koyuyorum!!!

alt
Asp Görsel Eğitim Seti Türkçe

Kendinizi geliştirmek istiyorsanız size güzel bir kaynak olacaktır.A'dan Z'ye Asp öğrenmek istiyorsan bu görsel eğitim seti yeterli olacaktır.

alt

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu

 

İngilizce Eğitim Seti

 

Chip dergisinin eylül-ekim 2009'da verdiği ingilizce temel-orta ve ileri düzey görsel ingilizce eğitim dersleri. anlatım dili türkçe. son derece kolay ve yalın bir anlatımı var. konuların anlatımı gayet güzel. ders sonlarında konularla ilgili alıştırmalar var. dersleri bitirdikten sonra bol bol ingilizce metin ve hikayeler dinleyerek ingilizcenizi ilerletebilirsiniz.
 
Temel ve orta düzey için:
 
İleri düzey dersler için:

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Türk’ün Ulu Atası: “Oğuz Kağan
(Tanrıkut Mete Han)

Oğuz Kağan - Mete HanOrta Asya’nın bozkurtları olan Türkler, M.Ö. 234 yılına geldiklerinde Tanrı tarafından Oğuz (Mete) adında bir kişi oğlu ile ödüllendirilmişlerdi. Çin’in kendisini mutlak egemen olarak bildiği ve çevresindeki uluslar üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir dönemde,Orta Asya çok büyük olayların yaşanacağı bir döneme adım atıyordu. Bir cihan imparatorluğu kuracak olan Oğuz Kağan acuna gelmiş ve daha gözlerini açtığı andan itibaren mucizeleriyle kutluluğunu ortaya koymaya başlamıştı…

Türk tarihinin kuşkusuz en büyük kağanlarından biri olan Oğuz Kağan, gerek yazılı kaynaklarda, gerekse de sözlü edebiyatta süregelen Oğuz Destanı‘nda anlatıldığı üzere, yaşamı mucizelerle dolu olan bir Türk yiğididir. Doğduğu gün onun Tanrı’nın kutuna sahip olduğu anlaşılmış ve mucizeleri görülmeye başlamıştır. Yalnızca doğduğu gün annesinden süt emmiş, daha sonra bir daha süt emmemiştir. Çok kısa sürede büyümüş ve bir yaşına girmeden konuşmaya başlamıştır. Yaşını doldurmadan okunu ve yayını alıp ava gittiği ve tüm Türk elinde ününün hızla yayıldığı, yine mitolojik ögeleri de barındıran Türk destanlarında belirtilmektedir.

Oğuz Kağan’ın adı, doğduktan bir süre sonra konulmuştur. Çünkü Türklerde ad verme geleneği böyledir. Gök sakallı ve ay yüzlü bir bilge (bu bazen de çocuğun babası - annesi olur) çocuğun özelliklerine bakarak, ona uygun bir ad verir.1 Hatta bir rivayete göre, Oğuz Kağan kendisine “Oğuz” adının verilmesini kendisi istemiştir. Burada belirtilmesi gereken başka bir konu da, Oğuz Kağan ile Mete Han‘ın aynı kişi olduklarıdır. Oğuz adı, babası Teoman tarafından verilen addır. Mete ise, Çin kaynaklarında Oğuz Kağan’ı belirtmek için kullanılan addır. Orta Asya Türk tarihi hakkında, Türkler tarafından yazılmış yazılı kaynaklar olmadığı veya henüz bulunamadığı için, Türklerin çevresindeki ulusların tarihi kaynaklarına bakarak bilgi edinilir. Bu kaynaklar içinde kuşkusuz en önemli olanları, Çin kaynaklarıdır. Çin kaynaklarında Oğuz Kağan için “Mao-tun” (Mete) diye seslendirilen bir ad kullanılmıştır. Bu sesletim, bugünkü Çinceye göre yapılmaktadır. Eski Çinceye göre sesletim yapılacak olursa, “Bak-tut” biçiminde bir ad karşımıza çıkar. Bu adın da, Eski Türkçedeki “Bağatur” adını karşıladığı düşünülmektedir. Bu bilgiler göz önünde bulundurulursa, Oğuz Kağan’ın adının Bahadır’dan başka bir ad olmadığı da söylenebilir. Fakat Türklerce yaygın olarak kullanılan ve benimsenenler Oğuz ve Meteadlarıdır.


 

Mete Han‘ın acuna gelişi, Oğuz Destanı‘nda şöyle dile getirilir:

[...] Aydın oldu gözleri, renklendi, ışık doldu,
Ay Kağan’ın o gündü, bir erkek oğlu oldu.
Gömgök, gök mavisiydi, bu oğlanın yüz rengi,
Kıpkızıl ağzıyla, ateş gibiydi benzi.
Al al idi gözleri, saçları da kapkara!
Perilerden de güzel, kaşları var ne kara!
Geldi ana göğsünde, aldı emdi sütünü,
İstemedi bir daha, içmek kendi sütünü.
Pişmemiş etler ister, aş, yemek ister oldu.
Etraftan şarap ister, eğlenmek ister oldu.
Ansızın dile geldi, söyler konuşur oldu.
Kırk gün geçtikten sonra, yürür oynaşır oldu. [...] 2

Oğuz Kağan’ın betimlemelerinden hareketle çizilen farklı resimler:

Oğuz Kağan’ın babası, Teoman’dır.3 Bu ad da Çin kaynaklarından alınmıştır. Teoman adı, bu hâliyle yabancı kökenli bir sözcük gibi durmaktadır. Fakat bu adın aslı, Eski Türkçedeki “Tuman” (duman) adıdır. O dönemde Tuman, Türkler arasında sıkça kullanılan bir addır. Mete’nin babası olan Tuman’ın iki oğlu vardır. Teoman’ın büyük oğlu olan Mete Han, küçük yaşta kahraman bir savaşçı gibi ava gitmeye başlamıştır. Yine Oğuzname’de geçen bir olay şöyledir: 4 Türk yurdunda Türk budununa musallat olan; koyunları, geyikleri ve insanları yiyen bir gergedana kimsenin gücü yetmiyormuş. Oğuz Kağan resimlerde tek boynuzlu, gergedana benzeyen bu hayvanla yiğitçe mücadele etmiş ve sonunda onu öldürmüştür. Bu olaydan sonra Mete’nin kahramanlığı tüm Türk eline yayılmaya başlamıştır.

Mete büyüyünce, babası ile arası açılmıştır. Bunun için iki rivayet vardır: Birincisine göre Oğuz (Mete), atalarının inancına ters düşünceleri benimsemiştir. Eski Türk inancında var olan Ongunlara ve kutsal sayılan nesnelere karşı çıkmıştır. Bu da tüm budun (ulus) tarafından kötü karşılanmıştır. Babası, Oğuz ile evlenmesini istediği gelinlerini yanına çağırır ve onlara, neden onlarla değil de kendi seçtiği kişiyle evlendiğini sorar. Kızlar ise,Oğuz‘un farklı bir dini benimsediğini ve evlenmek için kendilerinin de o dini benimsemesini şart koştuğunu söylerler. Yalnızca son kız bu dileği kabul ettiği için, onunla evlendiğini belirtirler. Bunun üzerine Teoman, kutsal değerlere ihanet eden oğlunun öldürülmesi gerektiğini söyler ve ordusuyla birlikte harekete geçer. Oğuz’un karısı hemen bir kadınla Mete’ye haber gönderir. Mete Han, babasının kendisini ortadan kaldırmayı düşündüğünü öğrenince Türk eline bir elçi gönderip “Babamdan yana olanlar orada kalsın, benden yana olanlar ise benimle gelsin.” demiştir. Mete’nin din değiştirdiğini düşünen Türk budunu, çoğunlukla Teoman’ın (Kara Han’ın) yanında kalmış, bir kısım ise Mete’nin yanına gitmiştir. Bunun üzerine iki taraf da hazırlıklara başlamış ve Mete’nin ordusu ile Mete’nin babası olan Kara Han’ın ordusu vuruşmaya başlamıştır. Bu vuruşmada Kara Han ölmüş ve Mete M.Ö. 209′da tüm Türk iline kağanlığını duyurmuştur.5

İkinci rivayete göre ise Teoman, tahtını küçük oğluna bırakmak istediği için, Mete’yi ortadan kaldırmayı düşünmektedir. Bunun için Mete’yi, Tanrı Dağları’nın kuzeybatısında yerleşmiş bir topluluk olan Yüe-çi’lerin yanına göndermiştir. Bir süre sonra da nedensiz olarak Yüe-çi’lere akın başlatmıştır. Bunun üzerine Yüe-çi’ler Mete’yi öldürmek veya tutsak etmek için yakalamak istemişler; fakat Mete Han, atı hızlı koştuğu için kaçmayı başarmıştır. Mete’nin gösterdiği bu yiğitlik üzerine Teoman, Mete’yi ödüllendirmiş ve 10.000 kişilik bir tümeni oğluna armağan etmiştir.

Mete Han, babasının armağan ettiği 10 bin çerilik orduyu kendi yöntemine göre eğitmiş ve tarihin en disiplinli ordularından birini kurmuştur. Askeri dehası ile onluk sistemi kurmuş ve vızlayan okları icat etmiştir.6 Kemik okların ucuna açılan deliklerin vızıldaması ile gittiği yere işaret eden bu oklar, Mete’nin çerilerini (askerlerini) eğitmesinde çokça işe yaramıştır. Çerilerini çok disiplinli olarak yetiştirmek isteyen Mete Han, buyruklarını yerine getirmeyen çerilerinin başını kesmiştir. Çerilere, nereye ok atarsa bütün erlerin oraya ok yağdırmasını emretmiştir. Dağın eteğindeki bir taşa ok atan Mete’nin tüm askerleri, taşı ok yağmuruna tutmuşlardır. Daha sonra okunu, üzerindeki atın gövdesine doğru atan Mete’nin çerilerinin bir kısmı, Mete’nin atına ok atmaktan çekinince, ok atmayanların başını kesmiştir. Hatta bir gün Mete, sevgilisine ok atmış, bunun üzerine Hatun’a ok atmaya cesaret edemeyenlerin yine başını kestirmiştir.7

Mete Han‘ın Türklerin büyük kağanı oluşu, Oğuzname‘de şöyle anlatılmaktadır:

Emir verdi Oğuz Han, kendinin iç iline,
Toplandı halk, sözleşti, koştu onun eline,
Oğuz kırk masa ile, sıra dizdirmiş idi,
Türlü şaraplar ile, aşlar pişirtmiş idi.
Halk oturdu sofraya, ne kımızlar içtiler,
Ne şaraplar içildi, ne tatlılar yediler.
Toy bitince Oğuz Han, verdi şu buyruğunu:
Ey benim beğlerimle, ilimin ey budunu!
Sizlerin başınıza, ben oldum artık kağan.
Elimizden düşmesin, ne yayımız ne kalkan!
Damgamız olsun bize, yol gösteren bir buyan.
Alpler olun savaşta, Bozkurt gibi uluyan! [...]
Yurdumuz ırmaklarla denizler ile dolsun.
Gökteki güneş ise, yurdun bayrağı olsun!
İlimizin çadırı, yukardaki gök olsun,
Dünya devletim olsun, halkımız da çok olsun!

Büyük Hun İmparatorluğuBüyük Hun İmparatorluğuTeoman‘dan sonra en parlak devrini Oğuz Kağan (Mete Han) zamanında yaşamıştır. Mete Han, kağanlığı elde ettikten sonra dört yöne akınlar düzenlemiştir. Bugünkü İran, Suriye, Moğolistan, Hindistan, Çin ve Rusya topraklarında egemenlik kurmuştur. Batıda Japon Denizi’ne; güneyde Hint Okyanusu’na; kuzeyde Sibirya Ovası’na ve doğuda Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada kurduğu büyük imparatorlukta, acunun en köklü ve güçlü uluslarına baş eğdirmiştir. Mete Han’dan önce Çin, kendisini yenilmez güç olarak görüyordu. Fakat Oğuz Han, Çin’e yaptığı seferler sonucunda Çin’in tamamını egemenliği altına almıştır. Hatta Hun akınlarından korkan Çinlilerin, Çin Seddi‘ni yaptıkları meşhurdur. Bu başarılarla bir cihan imparatorluğu kuran Mete, Türk tarihinin en büyük komutanlarından ve kağanlarından biri olmayı başarmıştır.

Mete Han ile babasının arasının açılmasına neden olan ikinci rivayette belirtildiği üzere, Oğuz Kağan eski Türk inancında bulunan bazı kutsal değerlere karşı çıkmıştır. O dönemde Türkler, Gök Tanrı dinini benimsemişlerdi. Bu dinde, tek Tanrı bulunuyordu. Fakat yeri, göğü ve tüm evreni yaratan Gök Tanrı‘nın yardımcıları sayılabilecek Ongunlar ve Çalaplar da bulunmaktaydı.8 Oğuz, bu düşünceye karşı çıkmış ve bunu yanlış bulmuştur. Ona göre acunun tek yaratıcısı ve yöneticisi vardır, o da Gök Tanrı‘dır. İşte bu baş kaldırış, Türkler arasında çok Tanrılı bir dine karşı, tek Tanrı’nın varlığını ispata benzeyen bir durum almıştır. Oğuz, çevresindeki herkesi kendi düşüncesine çekmeye çalışmıştır. Önce annesinden ve sevgilisinden başlamıştır. Kuşkusuz Oğuz Kağan’ın bu düşünceleri, sıradan insanların inançlarından değildir. O, güçlü düşünme ve sezgi yeteneğiyle Tanrısal bir görevi yerine getiriyordu ve kutsal ülküsü (inancı) uğruna savaşan bir alperendi.

Acundaki her ulusa bir peygamber gönderilmiştir. Mete’nin yaşadığı döneme kadar Türklere gönderilen peygamber hakkında kesin bir bilgi yoktur.9 Oğuz Kağan’ın büyük bir komutan ve lider olmasının yanında, Tanrı’nın elçisi olduğu da söylenir. Oğuzname’nin (Oğuz Destanı‘nın) birçok bölümünde, Oğuz Kağan‘ın mucizelerle dolu yaşamında Tanrısal bir gücü olduğuna da dikkat çekilir. Ayrıca Eski Türkçenin Orhun Yazıtları‘ndan sonra yazılan bazı kaynaklarda, “peygamber” anlamına gelen “yalavaç” sözcüğü bulunmaktadır. Bir ulus, bilmediği - tanımadığı bir nesne veya varlığa ad vermeyeceğine göre, Türklere o zamana kadar bir elçi gönderildiği düşünülebilir.10 Bu bilgilere dayanarak, Oğuz Kağan’ın Gök Tanrı dinini sistemleştiren bir yalavaç (peygamber) olduğu söylenebilir.

Oğuz Kağan, yaşamı boyunca iki kız ile evlenmiştir. Bunların birisini, bir gün Tanrı’ya yakarışta bulunurken tanımıştır. Bir anda karanlık çökmüş ve gökten bir ışık ile bir kız inmiştir. Oğuz bu kıza aşık olmuş ve onunla evlenmiştir. Oğuz’un bu evliliğinden üç tane oğlu olmuştur. Bunların adları Gök, Dağ ve Deniz’dir. İkinci evliliği ise, ava gittiği bir gün gölün ortasındaki bir adada, ağacın kovuğunda oturan bir kız ile yapmıştır. Bu evlilikten de Gün, Ay ve Yıldız adında üç oğlu olmuştur. Oğuz Ata’nın bu altı oğlunun da, dörder oğlu olmuş ve bugünkü 24 Oğuz Boyu, böylece oluşmuştur. Oğuz Kağan‘a göre ilk evliliğini “göğün kızı“; ikinci evliliğini ise “yerin kızı” ile yapmıştı. Gök Tanrı inancında “yer” ve “gök” kutluydu; fakat acunun yüce Gök Tanrı’sı, gökte bulunduğu için ilk evliliği daha kutsaldı. Ondan olan üç çocuk da, son evliliğinden olan üç çocuğa göre daha kutlu ve üstündü.

Hun devletine altın çağını yaşatan Oğuz Kağan, artık kendisinden sonra devletin başına geçecek kişiyi belirleme zamanının geldiğini düşündüğü için, bir gün çocuklarını ava göndermiştir. Gök, Dağ ve Deniz Han’ı bir yöne; Gün, Ay ve Yıldız Han’ı da öteki yöne göndermiştir. Göğün kızından olan üç oğlu, avlanıp da dönerken bir altın yay bulmuştur. Yerin kızından olan üç oğlu ise yine avlanıp dönerken üç altın ok bulmuştur. Bunları babalarına getirince, Oğuz Kağan şöyle buyurmuştur: “Kutlu altın yayı bulan Gök, Dağ ve Deniz Han oğullarım, bu yayı aranızda bölüşünüz.” Bunun üzerine yayı üç parçaya ayırarak -‘boz’arak- böldükleri için bu üç oğluna “Boz-Ok” adını vermiştir. Üç tane altın ok bulan oğullarına ise, “Sizler de o okları paylaşınız.” demiş ve yerin kızından olan üç oğluna “Üç-Ok” adını vermiştir. Oğuz’un altı oğlu, böylece Boz-Ok ve Üç-Ok olarak iki kola ayrılmıştır. Oğuz Kağan, çocukları içinde en büyüğü ve kutlusu olarak kabul ettiği Gök Han’a da, kendisinden sonra tahta geçmesini buyurmuştur.

Acundaki görevini başarıyla yaptığını düşünen Oğuz Ata, son akınından ordusu ve çocuklarıyla birlikte sağ ve esen döndüğü için, büyük bir toy (şölen) hazırlatmak için çerilerine emir vermiştir. Kağan için, direkleri altından kaplı, bir saray kadar büyük otağ yapılmıştır. Otağ’ın çevresi yakut, safir, zümrüt ve firuze gibi değerli taşlarla süslenmiştir. Dokuz yüz tane yılkı (at) ile dokuz bin tane koyun kesilmiş; doksan dokuz tane havuz içine kımız doldurulmuştur. Toy sırasında oğullarına yararlı bilgiler öğretmiş, öğütlerde bulunmuştur. Bazı illeri oğulları arasında paylaştırmış ve Büyük Hun İmparatorluğu‘nun kendisinden sonra da aynı güçte kalması için oğullarına uyarılarda bulunmuştur. Bu hâlde M.Ö. 174 yılında uçmağa varmıştır.

Yavuz TANYERİ


1. Dede Korkut, Boğaç Han’ın bir boğa ile mücadele edip, onu boğduğunu görünce o yiğide “Boğaç” adını vermiştir.
2. Oğuz’un yüzüne “gök mavisi“, gözlerine ise “al al” betimlemelerinin yapılması, şöyle açıklanabilir: Gök adı, o zamanlar hem Tanrı’yı, hem gök maviliğini hem de gün görmüşlüğü, bilgeliği ifade etmektedir. Burada Oğuz’un yüzüne “gök” benzetmesinin yapılmasının amacı, onun Tanrı kutuyla acuna geldiğini belirtmektir. Yani burada Oğuz’un bilgeliği dile getirilmiştir. Gözlerinin “al al” oluşu ise, Türk mitolojisine ait bir durumdur. Türk destan ve efsanelerinde, gözlerinden ışık - alev saçan olağanüstü kişiler hep var olmuştur. Oğuz Kağan da, insan üstü bir kişi olarak görüldüğü için, bu şekilde betimlenmiştir.
3. Teoman’ın kaynaklarda geçen diğer adı, “Kara Han“dır. Uygur kaynaklarında ise Kara Han, “Ay Kağan” olarak geçmektedir. Uygurların benimsediği Mani inancına göre, “Ay” kutludur. Gök Tanrı inancına göre ise, Gök ve Güneş kutlu iki nesnedir. Uygurların Kara Han’a “Ay Kağan” demelerinin nedeni de, işte bu inancın etkisidir.
4. ÖGEL, Bahaeddin, “Türk Mitolojisi”, 1. Cilt, s. 115, TTK Yay., Ankara, 2003
5. Mete’nin tahta geçtiği tarih olan M.Ö. 209, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Bunda, Mete’nin onluk sistemle ilk büyük sistemli Türk kara ordusunu kurmuş olması etkili olmuştur.
6. Bu oklar, Osmanlı döneminde bile “çavuş oku” adıyla kullanılmıştır.
7. Bu olayın şu biçimi de vardır: Mete askerlerinin karşısına sevgililerini koymuştur. Hepsine birden, sevgililerine ok atmalarını emretmiştir. Ok atmayanlar, Kağan buyruğuna uymadığı için oklanarak öldürülmüşlerdir. Bu konu, büyük Türkçü Nihal ATSIZ‘ınromanlarında da işlenmiştir.
8. Ulusların kendisinden türediği düşünüldüğü için kutsal saydığı hayvan, ağaç veya türlü nesnelere “ongun” denilmektedir. Türkler, bozkurdu ongun olarak kabul etmiştir. Çalap ise, Türklerde Tanrı karşılığı kullanılan bir addır. Fakat bu adın bazen, belli ongun veya totemlerin yerine de kullanıldığı görülmektedir.
9. Nuh peygamberin Türk soyundan olduğu ve Nuh’un oğlu Yafes’in Türk adlı oğlunun, Türklerin atası olabileceği düşünülmektedir. Fakat bu bilgi, Tevrat kaynaklı olup, kesin değildir.
10. Yalavaç adının, farklı bir ulustan alınmış olduğu düşünülebilir; fakat bu ad, Gök Tanrı inancı içinde var olan ve komşu uluslarda olmayan bir addır. Kaldı ki o dönemde Türklerin komşusu olan Çin, İran ve Hindistan’dan etkilenilseydi, yine de “peygamber” (yalavaç) kavramına ulaşılamazdı.

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Yabancı bir dil öğrenmek ve gerektiğinde kullanabilmek muhakkaki çok hoş. Fakat günlük konuşmalarımızın büyük bir çoğunluğunun yabancı kelimelerden özelliklede İngilizce kelimelerden oluştuğunu biliyor musunuz?. Aşağıdaki listede de görüleceği gibi bu kelimelerin Türkçe karşılıkları var. Lütfen Türkçesi olan kelimelerin yabancı dillerdeki karşılıklarını kullanmayıp Türkçemize sahip çıkalım. Kendi dilimizi kullanamaya özen gösterelim.


DETONE OLMAK►►►►►►►►►►►SES KAYMASI, TONU BULAMAMA
FENOMEN►►►►►►►►►►►►►►GÖRÜNGÜ ve OLAY, OLAĞANÜSTÜ ŞEY, HARİKA, OLGU
MARJINAL►►►►►►►►►►►►►►SIRA DIŞI, UÇ, UÇTA
FREE►►►►►►►►►►►►►►►►►SERBEST, BEDAVA
DÖKÜMENTIRİ►►►►►►►►►►►►BELGESEL

START ALMAK ►►►►►►►►►►►►BAŞLAMAK 
CENTER ►►►►►►►►►►►►►►►MERKEZ 
RELAX OLMAK►►►►►►►►►►►►RAHATLAMAK
E-MAIL ►►►►►►►►►►►►►►►E-POSTA
KOMÜNİKASYON ►►►►►►►►►►İLETİŞİM 
CV►►►►►►►►►►►►►►►►►
 ÖZGEÇMİŞ
OKEY ►►►►►►►►►►►►►►►TAMAM
TREND►►►►►►►►►►►►►►► EĞİLİM 
SPONTANE►►►►►►►►►►►►► KENDİLİĞİNDEN
LİNK ►►►►►►►►►►►►►►►► BAĞLANTI 

EXIT►►►►►►►►►►►►►►►►►
 ÇIKIŞ
CHECK ETMEK►►►►►►►►►►►► KONTROL ETMEK
FEEDBACK►►►►►►►►►►►►►► GERİBİLDİRİM
FULL-TIME ►►►►►►►►►►►►►► TAM GÜN
KOORDİNASYON►►►►►►►►►►► EŞGÜDÜM
ABSÜRT►►►►►►►►►►►►►►► SAÇMA
ADAPTE OLMAK►►►►►►►►►►► UYUM SAĞLAMAK
LAPTOP►►►►►►►►►►►►►►►DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
PROVOKE ETMEK►►►►►►►►►►KIŞKIRTMAK
JENERASYON►►►►►►►►►►►►NESİL, KUŞAK

OBJEKTİF►►►►►►►►►►►►►►NESNEL, TARAFSIZ
DEKLARE ETMEK►►►►►►►►►► BİLDİRMEK
STAR►►►►►►►►►►►►►►►►YILDIZ
PERSPEKTİF►►►►►►►►►►►►► BAKIŞ AÇISI
ENTEGRE OLMAK►►►►►►►►►► BÜTÜNLEŞMEK
NICK NAME►►►►►►►►►►►►►TAKMA AD
PARTNER►►►►►►►►►►►►►► EŞ
OKEYLEMEK►►►►►►►►►►►► ONAYLAMAK
ANTİPATİK ►►►►►►►►►►►►► SEVİMSİZ, İTİCİ
MANTALİTE ►►►►►►►►►►►►► ANLAYIŞ, ZİHNİYET

İLLEGAL►►►►►►►►►►►►►►►► YASADIŞI
TIMING (Tayming)►►►►►►►►►►►►►ZAMANLAMA
CATERING►►►►►►►►►►►►►►►► YEMEK HİZMETİ
DEPARTMAN►►►►►►►►►►►►►►► BÖLÜM
REVİZE ETMEK►►►►►►►►►►►►►► YENİLEMEK
GLOBAL►►►►►►►►►►►►►►►►► KÜRESEL
SEMPATİK►►►►►►►►►►►►►►►► SEVİMLİ, CANAYAKIN
SECURITY►►►►►►►►►►►►►►►►GÜVENLİK
PRINTER►►►►►►►►►►►►►►►►►YAZICI
ELİMİNE ETMEK►►►►►►►►►►►►► ELEMEK

İZOLASYON►►►►►►►►►►►►►► YALITIM
DATA►►►►►►►►►►►►►►►►►VERİ
PREZANTASYON►►►►►►►►►►►► SUNUM
FINISH►►►►►►►►►►►►►►►►►BİTİŞ, VARIŞ
DOWNLOAD ETMEK►►►►►►►►►►►İNDİRMEK
MONOTON►►►►►►►►►►►►►►► TEKDÜZE
KONSENSUS ►►►►►►►►►►►►►► UZLAŞMA 
FULL►►►►►►►►►►►►►►►►►►TAM, DOLU
EMERGENCY ►►►►►►►►►►►►►► ACİL
AMBİYANS►►►►►►►►►►►►►►► HAVA, ORTAM

VERSİYON►►►►►►►►►►►►►►►►SÜRÜM, UYARLAMA
EKSTRA►►►►►►►►►►►►►►►►► FAZLADAN
İMİTASYON ►►►►►►►►►►►►►►► TAKLİT
OPTİMİST►►►►►►►►►►►►►►►►
 İYİMSER
SAVE ETMEK►►►►►►►►►►►►►►► KAYDETMEK
ADİSYON►►►►►►►►►►►►►►►►►HESAP FİŞİ
PRINT OUT ►►►►►►►►►►►►►►►►ÇIKTI
ANONS ETMEK►►►►►►►►►►►►►► DUYURMAK
BODYGUARD ►►►►►►►►►►►►►►► KORUMA
DOKÜMAN►►►►►►►►►►►►►►►► BELGE

DİZAYN►►►►►►►►►►►►►►►►► TASARIM
ANALİZ►►►►►►►►►►►►►►►►►ÇÖZÜMLEME
ONLINE►►►►►►►►►►►►►►►►►
 ÇEVRİMİÇİ
KRİTER►►►►►►►►►►►►►►►►►
 ÖLÇÜT
PART-TİME ►►►►►►►►►►►►►►► YARI ZAMANLI
PESİMİST►►►►►►►►►►►►►►►► KARAMSAR
SLAYT►►►►►►►►►►►►►►►►► YANSI
EMPOZE ETMEK►►►►►►►►►►►►► DAYATMAK
DRIVER►►►►►►►►►►►►►►►►► SÜRÜCÜ
BYE BYE►►►►►►►►►►►►►►►►► HOŞÇA KAL

EkleBunu RSS Ekle Butonu

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?


* Kirpikler Neden Sabit Uzunlukta Kalır? 

Kirpiklerin saç kadar uzayıp gözlerimizin önüne düşmesi hem görüşümüzü engelleyecek, hem de göze girerek bizim için hayati önem taşıyan bu organımıza zarar verecekti. Bu nedenle kirpiklerin belirli bir uzunluğu vardır ve bu uzunluk sabit kalır. Yanma ve benzeri bir kaza sonucu kirpiklerimiz kısalırsa, yeniden eski "ideal" boya gelinceye kadar uzar ve durur. 

* Buharlaşan Su Neden Uzaya Kaçmaz? 

Yeryüzündeki hayatın devamı, su döngüsü sayesinde sağlanır. Ölçümlere göre, yeryüzünden bir saniyede 16 milyon ton su buharlaşmaktadır. Bir yılda bu miktar 505 trilyon tona ulaşır. Bu, aynı zamanda bir yılda Dünya'ya yağan yağmur miktarıdır. Yani su, sürekli bir denge içinde, "bir ölçüye göre" dönüp durmaktadır. İnsan sahip olduğu tüm teknolojik imkânları kullansa dahi bu döngüyü asla yapay olarak gerçekleştiremez. Eğer bu miktarda en küçük bir değişiklik olsa, kısa zaman sonra büyük bir çevreyle ilgili dengesizlik ortaya çıkacak ve bu da hayatın sonunu getirecektir. 

*
 İnsan vücudu En Dayanıksız Madde Olan Etten Oluştuğu Halde Nasıl Bozulmaz? 

İnsan vücudu, ortalama 60-70 kiloluk bir et ve kemik yığınıdır. Bilindiği gibi et doğadaki en dayanıksız malzemelerden biridir. Açıkta kaldığında birkaç saatte bozulur, bir-iki gün içinde kurtlanır ve dayanılmaz bir koku yaymaya başlar. Bu çürük malzeme, insanın vücudunun büyük bölümünü oluşturur. Ama onu besleyen kan dolaşımı ve dışarıdaki bakterilerden koruyan deri sayesinde insanın, 70–80 yıllık yaşamı süresince, bozulmadan, çürümeden saklanır. 

* Bebeğin Gelişiminde Hayati Öneme Sahip Sıvının Rolü Nedir? 

Bebek tüm hamilelik süresince etrafı zar ile çevrili bir kese içinde gelişimini sürdürür. Bu kesenin adı amniyon kesesidir. Amniyon kesesinin içi amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı ile doludur. Amniyon sıvısının yaklaşık %99'u sudur. Amniyon sıvısının su içeriği her 3 saatte bir değişir. Bu sıvı bebeğin; Akciğer gelişimini sağlar. Enfeksiyonlardan korur. Amniyon kesesine yapışmasını engeller. Annenin maruz kaldığı darbe ve yaralanmalardan korur. Vücut ısısının sabit tutulmasını sağlar. Rahat hareket etmesine, kas ve iskelet sisteminin gelişmesine yardım eder.

* Dünyanın Manyetik Alanı Biraz Daha Farklı Olsaydı Ne Olurdu? 

Daha Güçlü Olsaydı: Çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu. 

Daha Zayıf Olsaydı: Güneş rüzgârı denilen ve Güneş'ten fırlatılan zararlı parçacıklara karşı dünya'nın koruması kalkardı. Her iki durumda da yaşam imkânsız olurdu. 

* Dünyanın Kendi Çevresindeki Dönme Hızı Şimdikinden Farklı Olsaydı Ne Olurdu? 

Daha Yavaş Olsaydı: Gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu. 

Daha Hızlı Olsaydı: Atmosfer rüzgârları çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkânsızlaştırırdı. 

* Bebeğin Kafası Neden Yumuşaktır? 

Yeni doğan bir bebeğin kafatası kemikleri çok yumuşaktır. Bu kemikler, birbirlerinin üzerinde az da olsa hareket edebilirler. Bu esneklik sayesinde bebeğin başı doğumda bir hasar görmez. Eğer kafatası kemikleri sert bir yapıda olsalardı, anne karnından çıkarken çatlayabilir hatta kırılarak bebeğin beyninde büyük hasarlara yol açarlardı. 

*
 İnsanın Tüm Organlarının Aynı Anda Büyümesinin Hikmeti Nedir? 

Gelişen kafa yapısında, beyinle birlikte onu çevreleyen kafatası da büyümektedir. Eğer beyne oranla daha yavaş genişleyen bir kafatası olsaydı, beyni sıkıştıracak ve kısa sürede insanın ölümüne neden olacaktı. Aynı denge kalp ve akciğerlerle göğüs kafesi, göz ile göz çukuru gibi başka organlar için de geçerlidir.

EkleBunu RSS Ekle Butonu

BE GOING TO

(NEAR FUTURE TENSE

FUTURE WITH GOING TO

(GOING TO İLE GELECEK ZAMAN)


Planmış gelecek zaman ya da yakın gelecek zaman diyebiliriz. 

1. 'Going to' yapısı üç bölümden oluşur: 

(1) to be + (2) going to + (3) esas fiil

Subject + 'to be' + going to + infinitive 

I am going to leave 

He is going to leave 

She is going to leave 

It is going to leave 

We are going to leave 

You are going to leave

They are going to leave 

2. 'Going to' cümleleri şu an ile çok yakın ilişkisi vardır ve gelecekten bahsederken zaman değil olay daha çok önemlidir. 

'Be going to' ile : 

I) Planlarımızı ve niyetlerimizi ifade ederiz. 

We're going to move to London next year. (= gelecekteki planım bu.)


II) Şu anda elimizdeki kanıtlar doğrultusunda kuvvetli tahminler yapmak: 

Look at black clouds - it's going to rain! (= kesin olacağını gözümle görebiliyorum.) 

Not : Günlük konuşmalarda özellikle Amerikan İngilizce'sinde going to 'gonna' şeklinde kısaltılabilir. 

I am gonna work all night long. 

We're gonna play tennis.


III) Plan ve niyetleri ifade etmek için; 

a. Is John going to buy a new car soon? 

b. Are John and Mary going to visit Blue Mosque when they are in Istanbul? 

c. I think George and Lucy are going to have a party next week.


IV) Var olan kanıta dayalı tahmini ifade etmek için; 

a. There's going to be a terrible accident! 

b. He's going to be a brilliant politician. 

c. I'm going to have terrible indigestion. 

NOT : 'I'm going to go to...' şeklinde ifade tercih edilmez. Yani “be going to” yapısından sonra kesinlikle bir fiil gelir. Eğer “be going to” yapısından sonra bir yer ya da olay gelecekse bu Present Continious (Şimdiki Zaman) da kullanılır. 

Present Continuous Tense - 'going to' + a place or event 

Örnekler

We are going to the beach tomorrow. 

She is going to the ballet tonight. 

Are you going to the party tomorrow night?

EkleBunu RSS Ekle Butonu

John Leguizamo (Sid)  , Denis Leary (Diego)  , Queen Latifah (Ellie)  , Ray Romano (Manny)  , Chris Wedge (Scrat)

Filmin Konusu

Dinazorlar iniyor! Ice Age'in yeni filminde karşımıza dinazorlar çıkıyor. Kaplanlara, avcılara, eriyen buzullara kafa tutan kahramanlarımız bu sefer dinazorlarla karşı karşıya geliyor. Film dinazorların her zaman yaşadığını, buzun erimesiyle ortaya çıktıklarını öne sürüyor.

Filmin maskotu olan fare Scrat cevzinin peşine düşerek bizi yine gülmekten kıracağa benziyor. Kahramanlarımız Sid, Manny ve Diego'ya ikinci bölümde yer alan Ellie ve fareler, bu bölümde de eşlik ediyor.

 

Ses Sinema Cekimidir... 10 Üzerinden 3,5 Bizim Verdigimiz Deger...Indirdikten Sonra Ses Kötü v.s Demeyin Diye Bastan Yazayim Dedim

 

http://rapidshare.com/files/284263030/Buz.TR.AragorN.part1.rar
http://rapidshare.com/files/284263049/Buz.TR.AragorN.part2.rar
http://rapidshare.com/files/284263065/Buz.TR.AragorN.part3.rar
http://rapidshare.com/files/284262079/Buz.TR.AragorN.part4.rar

EkleBunu RSS Ekle Butonu

MySpace ve Last.Fm‘e erişim mahkeme kararıyla engellendi. Her iki sitede de erişim engelleme kararı “T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır.” olarak belirtiliyor. 26 Haziran’da verilen kararın neden bugün uygulandığını hukuk uzmanlık alanım olmadığı için bilemiyorum ancak tatil dönemine gelen bu engellemenin önümüzdeki haftadan önce kaldırılamayacağını tahmin edebiliyorum.

Kararın detaylarını henüz bilemiyoruz ancak MÜYAP tarafından açılmış olan bir davanın yansıması olabileceği konuşuluyor.

Hali hazırda OpenDNS ile her iki siteye de bağlanılabilirken, eğer tarayıcı ayarlarınızda İngilizce dil seçeneği seçiliyse Last.Fm’de herhangi bir sorun yaşamıyorsunuz çünkü Last.Fm’e erişim engelleme lastfm.com.tr üzerinden verilmiş.

Sosyal medyanın en önemli iki oyuncusuna gelen bu erişim engelleme kararı Türkiye’ye ekonomik anlamda telif haklarından çok daha büyük zarar veriyor görüşündeyim. Umarım yakın zamanda site engellemeleri kökten bir çözümle tarihe karıştırırız.

Burada telif hakkı ihlali yapan sitelerin korunması gerektiğini söylemiyorum, ancak bu işlemin para cezası ile çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Eğer ortada bir suç varsa bunu siteye erişimi engelleyerek değil, ilgili şirkete para cezası vererek cezalandırmak gerekiyor.

Konuyla ilgili detaylı bilgi aldığımızda paylaşıyor olacağız.

EkleBunu RSS Ekle Butonu


Bugün bayram... Küçükler büyüklerinin ellerini öpecek; dargınlar barışacak; uzun zamandır görüşemeyenler bir araya gelecek... Herkesin bayramını kutluyor; güzellik, birlik-beraberlik dolu, mutlu bir bayram geçirmenizi diliyoruz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Popüler yarış serisi Need for Speed'in yeni sürümü Shift'i denemek isteyenler buraya...
Tam da hafta sonu gelmişken EA Sports, Need for Speed - Shift araba yarışı oyununun demo sürümünü yayımladı.

Serinin önceki bölümlerinden farklı olarak yarış severler bu sefer Formula 1'den tanınan pistlerde yarışacak.

Yarış oyunun test sürümünde "London River" ve "Spa-Francorchmaps" pistlerinde yarış yapılabiliyor. Aralarında Dodge Viper, BMW M3 ve Lotus Elise'nin bulunduğu beş farklı yarış arabası arasında seçim yapabiliyorsunuz.

Need for Speed - Shift'in tam sürümü birkaç gün önce piyasaya sürüldü ve raflarda yerini aldı. PC sürümünün fiyatı 45 Dolar. Bunun dışında Xbox 360, PS3 ve PSP için konsol sürümleri de sunuluyor.

Yarış oyununu denemek isteyenler 1,1 GB'lık demoyu aşağıdaki linkten indirebilir.

Download: NFS - Shift (Demo)

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Dizin